• Türkçe
  • English
  • Germany
  • Russian

agiz-kanseri

Ağız Hastalıkları - Ağız Kanserleri

Ağız kanserleri dediğimizde aslında hem ağız boşluğunun içinde hem de ağzın gerisinde yer alan orofarenks dediğimiz bölgede görülen kanserler aklımıza gelir. Bu kanserler dilde, dişte, dişetinde, kemikte, orofarenk dediğimiz boğazın ve dilin gerisinde yer alabildiği gibi dudakta da yer alabilen bir hastalıktır.

Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.

Kimi zaman hiç belirti vermezken kimi zaman hayat kalitesini düşürmeyecek kadar belirti verir ilerleyen vakalarda sadece varlığı yani ağızda hissedilen büyüklüğü hastaya sorun yaratır. Aşağıda yer alan belirtilere ise özellikle dikkat edilmelidir.


• Ağızda acı veya tarifsiz bir ağrı
• Diş etlerinde, dilde veya ağız içindeki veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
• Ağız içinde dil ile hissedilebilen hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
• Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar ve iyileşmeyen yaralar
• Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi
• Çiğneme ve yutma güçlüğü
• Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
• Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk
• Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
• Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğinden doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.


Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır ve bu nedenle de ihmal edilebilirler.  Kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikâyeti de başlar. Kişinin ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Erken tanı için en ufak bir değişiklikte  dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir. Ayrıca düzenli dişhekimine gitme alışkanlığı erken tanıda önemli rol oynar. Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.

Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve özellikle ağız dışı bölgelerde (dudak gibi) fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin kanser riskini arttırdığı bilinmektedir. Genetik yatkınlık da ağız kanserleri için risk faktörleri arasındadır.


• Sigara, sigar, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyiniz

• Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayınız

• Hem alkol hem de tütün ürünlerini kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat artmıştır

• Meyva ve sebzeden zengin diyetle besleniniz (araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir)

Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.


Kansere neden olan hastalıklar çeşitlidir bunların bazıları başlangıçta kanserli hücre olmamasına rağmen zamanla kanserli hücreye dönüşme riski fazladır. Bir diğer grup ise kanserli hücre barındıran kanser türleridir bir diğeri ise vücutta başka yerde kanser görülmesi ile ağızda ortaya çıkan sekonder dediğimiz  kanserlerdir bunların en sık görüleni ise % 90 oranla squamoz hücreli veya epidermoid karsinom dediğimiz kanser türüdür.

Sigara, pipo veya puro içimi, boğaz, ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserinin görülme ihtimalini arttırır. Sigara verdiği ısı ve kimyasallarla ağız içinde keratin diye adlandırılan ağız içi dokunun sertleşmesini sağlayan yapının artmasına neden olur. Bu yapı zamanla değişim geçirerek ağız kanserine neden olabilir. Tütün çiğneyen kronik dumansız tütün kullanıcıları, kullanmayanlara nazaran 50 kat daha fazla ağız kanserine yakalanma ihtimaline sahip olduğu tespit edilmiştir.

Kronik ve/veya yoğun alkol kullanımı da kanser riskini arttıran bir diğer faktördür. Sürekli alkol ile temas eden ağız mukozası ve sigara dumanının bir araya gelmesi önemli bir nedendir.


Ağız bakımı şüphesiz genel sağlığımız için vazgeçilmez bir unsurdur.iyi bir fırçalama fırçalama sonrası kullanılan diş ipleri ve gargaralarla mümkündür.  Diş kaybına neden olacak kadar kötü ağız hijyenine sahip olan bireylerde ağız hijyeni iyi olan bireylere göre belirgin olarak risk faktörü olmaktadır.


Dilde oluşan bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.


İlk önce detaylı bir ağız muayenesi yapılır. Sonrasında gerekli görülürse küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az miktarda doku almak) teşhisi doğrulayabilir. Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Röntgen ve CT taramaları da faydalı olabilir.


Ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı yüksektir. Teşhis edilip tedavisi uygulanan ağız kanseri vakalarının iyileşme oranı @ iken 2cm den küçük lezyonlarda bu oran e kadar çıkmaktadır. Bu da küçük boyutta yapılacak teşhisin önemini ortaya koymaktadır. Erken tanı olarak değerlendirilen 1 cm çapında ve 1 gr ağırlığındaki malign lezyon 1 milyar hücre içermektedir ve bu küçük kitle ortalama 2,5 ile 8,5 yıl arasında oluşmuştur. Bu yüzden 1cm’nin altındaki lezyonların teşhis edilmesi tedavi açısından çok büyük önem taşır. Ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri protezler ile değiştirmek gerekli olabilir. Tedavide ağızları değiştirilen hastaların onarıcı diş hekimliği, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı hizmeti almaları gerekebilir. Tedavi sonrası konuşmaları veya görünümleri değişen kişiler veya tedaviyi özellikle stresli bulan kişiler için psikolojik destek de gerekli olabilir.


Tedavi genelde tüm kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması, radyoterapi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma), kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep birlikte kullanılmasından oluşur. Bazı ağız kanseri türlerinde Fotodinamik terapi (PDT) denilen yeni bir tedavi de kullanılmaktadır. Bu tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa duyarlı bir ilaç kullanılır.


Oral kanserlerde görülen cerrahi uygulamalar lazer uygulamaları  klasik cerrahi ve kriocerrahidir.  Bu uygulanan cerrahi işlemin amacı tümörün geniş sınırlarda rezeke edilmesi yani kesilerek çıkarılması, tutulum gösterdiği kemik ve tümörün sıçradığı lenf düğümlerinin alınması şeklindedir.


Genellikle alt dudakta oluşur. Özellikle açık renkli insanlarda daha sık görülür. Dudak kanserlerinin oluşma nedeni sıklıkla sigara pipo ve güneş ışınlarıdır. Başlangıçta sertleşmiş olan yüzeyde kabuk oluşumu gözlenir. Erken dönemde ise cerrahi ve radyoterapi başarılı sonuçlar almamızı sağlar.